Yaşam, insanlara bazen ne zor seçimler dayatıyor. Tanju Okan'ı hatırlayın mesela. Bir insanı, sol bacağıyla, hayatı arasında bir tercihe zorlamak kadar sevimsiz ne olabilir? "Eşyalar toplanmış seninle...
devamlı yalanlar söylüyorum işin kötü tarafı ise söylediğim bu yalanlara kendim de inanıyorum. kocaman bir boşluktayım. hangi yöne dönsem düşecek gibi oluyorum. ve korkuyorum. insan...
günlerdir fonda aynı müzik. içimde anlamsız bir boşluk. neye uzansam elim hep boşlukta kalıyor sanki. gözlerimin ucunda bir yerlerde bitmeyen karanlık. geceler aynı kabuslarla dolu....
bi tuhafım bu günlerde. asabiyim birazda kırgın. ve çok yorgun. ne kadar uğraşsamda olmuyor, başaramıyorum. başkalarına göre anlamsız kendime göre geçerli sebeplerim var. sadece içimde...
Gece başlamışsa ve uyumak için acele etmiyorsa yüreğin; hala düşünecek hala yapılacak bir sürü işin ve bir sürü planın olduğunu söylüyorsa beynin; buna karşılık günün...
Kayıp giderken günlerim elimden en çok istediğimdi özellikle zamanı geri almak geri gelmeyeceğini bile bile. Kim bilir belki benim dışımda başka başkaları da vakti zamanı...
Ben insanları sadece “yaptıkları”yla değil, “yapmadıkları”yla da değerlendiririm...Çünkü “yaptıkları”, o kişilerin başarılarını...“Yapmadıkları” ise kişiliklerini gösterir! Hayatı savaşlarda geçti; çarpıştığı orduların başkomutanları esir alınıp önüne getirildi... Ama...
bitmiyor gene gelgitler. nelerden geçiyorum nelerden kalıyorum belli değil. bir yoldayım yorgun argın devam ediyorum bir şekilde. bazen durasım geliyor, duruyorum bakıyorum ardımda bıraktıklarıma, geçtiğim...
Bazen yalnızlığımla baş başa kaldığımda düşündüğüm konulardan birisidir. Gerçekten hayat güzel mi? Güzellik göreceli bir kavram; o halde neye ve kime göre güzel Hayat güzeldir...
Kendimizi yararsız bulduğumuzda çok yararlı işler yapmışızdır, sevilmediğimizi sandığımızda sevilmişizdir, değersiz olduğumuzu düşündüğümüzde değerimizi bilenler çıkmıştır.Birçok hayatı aynı anda kımıldatan o sihirli rüzgarı yaratmakta bizimde...
Nedir, ne oluyor, unuttunuz mu yoksa yaşadığınızı, günler, kızgın güller gibi bütün duygularınızı kavurup öldürerek mi geçiyor üzerinizden, arzuyla dudağınızı ısırdığınız oluyor mu hiç, bir...
Anne, lösemiyle savaşan altı yaşındaki oğluna bakarken dalıp gitmişti. Kalbi, acı içinde olmasına rağmen, kararlılık duygusunun da etkisini hissediyordu. Her ebeveyn gibi o da oğlunun...
kalbimin hiç tanımadığı duyguları daha yeni yeni hissetmeye başladığı dönemlerdi, çevremde bir sürü erkek ve kız arkadaşlarım vardı, ama bi gariplik vardı, mutlu değildim sanki...
Alışma bana, ne yapacağım belli olmaz, bugün varım yarın birden yok olurum...Dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum,canımı acıtma bi yara da sen açma...Sevme beni, yoğun duygularımda...